KORKAK MEDYA

cnn internationl’ın ismini cnn türk’ten çekmesi için imza toplanıyor.
https://www.change.org/pe…e-franchise-from-cnn-turk 
site ingilizce. kısaca şu şekilde katılabilirsiniz:sayfanın sağ bölümündeki formda sırasıyla adınız, soyadınız, email adresiniz ve şehrinizi doldurduktan sonra sign butonuna tıklayarak katılabilirsiniz. son alanı doldurmak zorunda değilsiniz.

KORKAK MEDYA

cnn internationl’ın ismini cnn türk’ten çekmesi için imza toplanıyor.

https://www.change.org/pe…e-franchise-from-cnn-turk 

site ingilizce. kısaca şu şekilde katılabilirsiniz:

sayfanın sağ bölümündeki formda sırasıyla adınız, soyadınız, email adresiniz ve şehrinizi doldurduktan sonra sign butonuna tıklayarak katılabilirsiniz. son alanı doldurmak zorunda değilsiniz.

BİR KIVILCIMDIR GEZİ PARKI
Her şey Sırrı Süreyya Önderin  bu çıkışıyla yankı buldu.
Taksim gezi parkı sadece ağaçlardan ibaret bir yer değil artık  bu toplumun  iradesi haline dönüştü.Durum sadece gezi parkının yıkılmasına tepki değil roboskiye ,reyhanlıya,kürtaj yasağına,içki yasağına,Akp ‘nin faşizmine olan bir tepki olarak büyümeye devam ediyor belki de Taksim gezi parkı bardağı taşıran son damla oldu Türk milleti için. Her durum da Polisin kullandığı orantısız şiddet,medyaya uygulanan yayın yasağı,hükümetin bu durumları göz ardı etmesi ve gündemi değiştirme çabaları  gezi parkında sonuçsuz kaldı Nazım Hikmetin şiiri gibi şimdilerde Taksim gezi parkı ‘’bir ağaç öldü bir halk uyandı’’
Medya sessizliğe gömülmüş durumda yayın yasağı olduğu ortada ancak medya hükümetin değil halkındır.Buna rağmen medya duymadım,görmedim,bilmiyorum oyununa devam etmekte.Yabancı basın  son durumları canlı yayında verirken türk basını hiçbir şey olmamış  gibi davranmakta.Yabancı basınsa olayları şöyle dile getirdi :
“Küçük bir parkı korumak için başlayan protesto, baskıcı bir rejime isyanın tohumlarını attı” The Guardian
“Alman basını: Barbar dediğimiz Türkler, ağaçlar için savaşıyor!”
Hükümet polisin şiddetini örtbas etmek de  hatta polis şiddetine destek vermektedir .Polis devletin değil halkın polisi olmak zorunda ama gezi  parkında yaşananlar bu gün bir kez daha polisin ve hükümetin kol kola acımasızlığını göstermiş durumda.

Hükümetin durum kontrolümüz altında demesi de tam bir trajedi RTE’nin bu gün eleştirdiği Esed’den farklı  tek bir yanı yoktur. Kendisini o makama getiren halkına zulmün her türlüsünü uygulamakta yıldırma politikalarına devam etmekte.

Göstericilere  ise her taraftan destek yağmakta.

YKM ve BOYNER gurubu açılacak herhangi bir AVM de mağazalarının bulunmayacağını açıklamış.
Asker göstericilere gaz maskesi dağıtmış.
Esnaf internet ağlarını açmış,eczaneler gerekli tıbbi malzemeleri ücretsiz dağıtmış.Mağazalar,oteller kapılarını göstericilere sonuna kadar açmış  durumda.
Taksim bu gün hınca hınç  medya sussa da ,hükümet olay yok dese de….

Gezi parkı bu halkın çığlığıdır bu halkın haykırışı, özgürlük mücadelesidir .Halkının sözünü dinlemeyen hükümete bir yumruktur.

 







Bu gün gezi parkı on binleri bu özgürlük mücadelesi için alanlarda birleştirdi. Ülkücü,komünist,muhafazakar,Kemalist,ateist  her türlü fraksiyonu bir araya getirdi. Kadın,çocuk,yaşlı,genç bu gün gezi parkı için direndi..31 mayıs 2013 Türkiye halkının uyanışı oldu belki de.Tarih bu günü yandaş medyayı,faşist polisi,diktatör hükümeti unutmayacaktır

BİR KIVILCIMDIR GEZİ PARKI

Her şey Sırrı Süreyya Önderin  bu çıkışıyla yankı buldu.

Taksim gezi parkı sadece ağaçlardan ibaret bir yer değil artık  bu toplumun  iradesi haline dönüştü.Durum sadece gezi parkının yıkılmasına tepki değil roboskiye ,reyhanlıya,kürtaj yasağına,içki yasağına,Akp ‘nin faşizmine olan bir tepki olarak büyümeye devam ediyor belki de Taksim gezi parkı bardağı taşıran son damla oldu Türk milleti için. Her durum da Polisin kullandığı orantısız şiddet,medyaya uygulanan yayın yasağı,hükümetin bu durumları göz ardı etmesi ve gündemi değiştirme çabaları  gezi parkında sonuçsuz kaldı Nazım Hikmetin şiiri gibi şimdilerde Taksim gezi parkı ‘’bir ağaç öldü bir halk uyandı’’

Medya sessizliğe gömülmüş durumda yayın yasağı olduğu ortada ancak medya hükümetin değil halkındır.Buna rağmen medya duymadım,görmedim,bilmiyorum oyununa devam etmekte.Yabancı basın  son durumları canlı yayında verirken türk basını hiçbir şey olmamış  gibi davranmakta.Yabancı basınsa olayları şöyle dile getirdi :

“Küçük bir parkı korumak için başlayan protesto, baskıcı bir rejime isyanın tohumlarını attı” The Guardian

“Alman basını: Barbar dediğimiz Türkler, ağaçlar için savaşıyor!”

Hükümet polisin şiddetini örtbas etmek de  hatta polis şiddetine destek vermektedir .Polis devletin değil halkın polisi olmak zorunda ama gezi  parkında yaşananlar bu gün bir kez daha polisin ve hükümetin kol kola acımasızlığını göstermiş durumda.

Hükümetin durum kontrolümüz altında demesi de tam bir trajedi RTE’nin bu gün eleştirdiği Esed’den farklı  tek bir yanı yoktur. Kendisini o makama getiren halkına zulmün her türlüsünü uygulamakta yıldırma politikalarına devam etmekte.

Göstericilere  ise her taraftan destek yağmakta.

YKM ve BOYNER gurubu açılacak herhangi bir AVM de mağazalarının bulunmayacağını açıklamış.

Asker göstericilere gaz maskesi dağıtmış.

Esnaf internet ağlarını açmış,eczaneler gerekli tıbbi malzemeleri ücretsiz dağıtmış.Mağazalar,oteller kapılarını göstericilere sonuna kadar açmış  durumda.

Taksim bu gün hınca hınç  medya sussa da ,hükümet olay yok dese de….

Gezi parkı bu halkın çığlığıdır bu halkın haykırışı, özgürlük mücadelesidir .Halkının sözünü dinlemeyen hükümete bir yumruktur.

 

Bu gün gezi parkı on binleri bu özgürlük mücadelesi için alanlarda birleştirdi. Ülkücü,komünist,muhafazakar,Kemalist,ateist  her türlü fraksiyonu bir araya getirdi. Kadın,çocuk,yaşlı,genç bu gün gezi parkı için direndi..31 mayıs 2013 Türkiye halkının uyanışı oldu belki de.Tarih bu günü yandaş medyayı,faşist polisi,diktatör hükümeti unutmayacaktır

yuvarlananzeytin:

Bir akşam yalnızlığıdır seni düşünceye sürükleyen
Sayfaları dolduran belki de ağlatan.
Ama ümidini kesmemelisin hayattan
Bir kapıyı kapatır diğerini açar yaratan
Benim sorduklarımın hepsi sadece meraktan
Nasıl dayanabiliyorsun bunca şeye?
Hiç sordun mu kendine?
Kimsin? Nerdesin? Baktığın şey ne?
Yalnızlık zor zanaat, o bile emek ister
Her gece aklım seni düşler
Ne kadar boş insanlarız artık
Günlerimizi çöpe atarken bir bir geriye saydık
Ben de resimlerle anlatabilsem kendimi
Ah bir çıkarabilsem şu içimdeki derdimi
Neden büyüyoruz ki acı varken
Keşke geriye dönebilsek henüz yol yakınken
Birini sevmek mi zor, yoksa sevdikten sonra kopmak mı?
Belki de ona karşı gülümsemeliyim
Bir sevgiliyi bekler gibi ölümü beklemeliyim
Sadece sessizliği dinlemeliyim
Artık önümü göremez oldum
Bir aşk içinde yaşamalıyım geri kalan ömrümü
Neden böyle mutsuz insanlar?
Bilmiyorum.
Kaybolan aşk, sevgi, bağlılık geri döndü mü?
Herşeyi berbat eden şeydir yalanlar
Merak etme soğumayacak.
Ne çaylar ne de insanlar
…
.
Bir sevgiliden düşen dizelerdi bunlar.

yuvarlananzeytin:

Bir akşam yalnızlığıdır seni düşünceye sürükleyen

Sayfaları dolduran belki de ağlatan.

Ama ümidini kesmemelisin hayattan

Bir kapıyı kapatır diğerini açar yaratan

Benim sorduklarımın hepsi sadece meraktan

Nasıl dayanabiliyorsun bunca şeye?

Hiç sordun mu kendine?

Kimsin? Nerdesin? Baktığın şey ne?

Yalnızlık zor zanaat, o bile emek ister

Her gece aklım seni düşler

Ne kadar boş insanlarız artık

Günlerimizi çöpe atarken bir bir geriye saydık

Ben de resimlerle anlatabilsem kendimi

Ah bir çıkarabilsem şu içimdeki derdimi

Neden büyüyoruz ki acı varken

Keşke geriye dönebilsek henüz yol yakınken

Birini sevmek mi zor, yoksa sevdikten sonra kopmak mı?

Belki de ona karşı gülümsemeliyim

Bir sevgiliyi bekler gibi ölümü beklemeliyim

Sadece sessizliği dinlemeliyim

Artık önümü göremez oldum

Bir aşk içinde yaşamalıyım geri kalan ömrümü

Neden böyle mutsuz insanlar?

Bilmiyorum.

Kaybolan aşk, sevgi, bağlılık geri döndü mü?

Herşeyi berbat eden şeydir yalanlar

Merak etme soğumayacak.

Ne çaylar ne de insanlar

.

Bir sevgiliden düşen dizelerdi bunlar.

Hepimiz merak etmişizdir bu insanların hikayelerini nasıl bu duruma geldiklerini.Bu insanlar bu ülkenin bile dışladığı insanlar çoğunun bir kimliği hiç olmamış olanlarda yıllar önce kaybetmiş zaten bu insanlar evsizler.Her gün yanlarından geçip korkarak,acıyarak baktığımız insanlar bizden pekte farklı değiller oysa  itilip kakılmaktan ,hor görülmekten,suçlu muamelesi yapılmaktan bu durumdalar.Hepsinin farklı bir hikayesi var.

Kimi ailevi sorunlardan dışarı atılmış kimisi emekli ancak aldığı 100 liralık emekli maaşı ile bir ev tutamamakta .Kimisi 60 yaşını geçmediğinden  huzur evlerine kabul edilmemekte.Kimisi alkol bağımlısıymış zamanında ve en sonunda kendini sokaklarda bulmuş.Daha anlatılamayacak yüzlerce hikaye.

Nasıl yaşıyor bu insanlar demekten alıkoyamıyoruz çoğunlukla kendimizi kışın bankların atmlerin de,buldukları boş evlerde yazın ise park ve bahçelerde yatıp kalkıyor çoğu yiyecek ekmek bulmakta zorlanıyor bu nedenle çöplerden bulduklarıyla yetinmek zorunda kalıyorlar biraz şanslıysalar üstlerine giyecek bir şeylerde buluyorlar tabi.Şanslı olanlarsa esnafların sahip çıktığı insanlar en azından yemeklerini karşılayabiliyorlar.

Son sayımların hiç birinde sayılmadı bu insanlar 70 milyonluk nüfusun içinde insandan sayılmadılar. Normal şartlarda polis kimliksiz birini yakalarsa nezarete alır kimlik sağlanana kadar ancak bu insanlar yıllardır bu şekilde yaşıyorlar.

En zoru da belkide sağlık sorunları çoğunlukla kendi kendine geçmesini bekliyorlar ölümcül sonuçlara yol açabiliyor tabi bu durum.Sağlık sigortaları olmadığı için bir sağlık kuruluşuna da gidemiyorlar doğal olarak.

Ülkemizde hassasiyetin en çok arttığı zaman ise tabi ki  Ramazan  bayramı belkide bu insanların en mutlu olduğu zaman dilimi. Ancak bu hassasiyetin sadece Ramazan bayramında gösterilmesi yeterli değil.Sadece yemekle sığınacak yerle olacak bir şeyde değil sığınma ve yardım evlerinin arttırılması gerek bu insanlarımızın sokaklardan çıkarılıp hayata kazandırılması gerek.
Kimse bu şartlarda yaşamak istemez.

Hepimiz merak etmişizdir bu insanların hikayelerini nasıl bu duruma geldiklerini.Bu insanlar bu ülkenin bile dışladığı insanlar çoğunun bir kimliği hiç olmamış olanlarda yıllar önce kaybetmiş zaten bu insanlar evsizler.Her gün yanlarından geçip korkarak,acıyarak baktığımız insanlar bizden pekte farklı değiller oysa  itilip kakılmaktan ,hor görülmekten,suçlu muamelesi yapılmaktan bu durumdalar.Hepsinin farklı bir hikayesi var.

Kimi ailevi sorunlardan dışarı atılmış kimisi emekli ancak aldığı 100 liralık emekli maaşı ile bir ev tutamamakta .Kimisi 60 yaşını geçmediğinden  huzur evlerine kabul edilmemekte.Kimisi alkol bağımlısıymış zamanında ve en sonunda kendini sokaklarda bulmuş.Daha anlatılamayacak yüzlerce hikaye.

Nasıl yaşıyor bu insanlar demekten alıkoyamıyoruz çoğunlukla kendimizi kışın bankların atmlerin de,buldukları boş evlerde yazın ise park ve bahçelerde yatıp kalkıyor çoğu yiyecek ekmek bulmakta zorlanıyor bu nedenle çöplerden bulduklarıyla yetinmek zorunda kalıyorlar biraz şanslıysalar üstlerine giyecek bir şeylerde buluyorlar tabi.Şanslı olanlarsa esnafların sahip çıktığı insanlar en azından yemeklerini karşılayabiliyorlar.

Son sayımların hiç birinde sayılmadı bu insanlar 70 milyonluk nüfusun içinde insandan sayılmadılar. Normal şartlarda polis kimliksiz birini yakalarsa nezarete alır kimlik sağlanana kadar ancak bu insanlar yıllardır bu şekilde yaşıyorlar.

En zoru da belkide sağlık sorunları çoğunlukla kendi kendine geçmesini bekliyorlar ölümcül sonuçlara yol açabiliyor tabi bu durum.Sağlık sigortaları olmadığı için bir sağlık kuruluşuna da gidemiyorlar doğal olarak.

Ülkemizde hassasiyetin en çok arttığı zaman ise tabi ki  Ramazan  bayramı belkide bu insanların en mutlu olduğu zaman dilimi. Ancak bu hassasiyetin sadece Ramazan bayramında gösterilmesi yeterli değil.Sadece yemekle sığınacak yerle olacak bir şeyde değil sığınma ve yardım evlerinin arttırılması gerek bu insanlarımızın sokaklardan çıkarılıp hayata kazandırılması gerek.

Kimse bu şartlarda yaşamak istemez.

gelen-giden

gokselaltan:

estafurlah tabi ki elmanın da beni sevmesini bekleyemem

ama benim gibi insanlar inanmak ister

bunun ne olduğu o kadar mühim değil

ki zaten çocukluk düşlerimiz yıkılmaya başladı

elimde kalanlara sarılmak istiyorum hepsi bu

kıdemli gömlek

gokselaltan:

dört gündür aynı gömleği giyiyorum

kareli mavi gömleğimi.

şimdi yağmur yağacak

sonra kar’a çevirir belki

seninle bir yaz günü çay içtiysek de

kış aylarında görmek ne güzel olurdu seni.

GİDELİM

Tut elimi gidelim buralardan

Gidebildiğimiz en uzak yere

Mutluluğa yada ölüme

Korkma yalnızlıktan ben varım

Korkma bu şehirden bu kalabalıktan

Yanında olmasamda hatıralarındayım

 

Biraz susalım ne olur

Bahsetmeyelim ölümden,ayrılıktan

Sadece tut elimi gidelim buralardan.

boskonusankadin:

Çocuk: Ogün SamastHrant Dink’in katili.Mahkemede 18 yaşından küçük gösterildi.Sadece 10 yıl içerde kalacak.
Adam: Erdal Eren17 yaşındaydı.1980 darbesinde tutuklandı.İdamla yargılandı.Yaşı büyütülüp idam edildi.Kenan Evren “asmayalım da besleyelim mi” dedi.Terörist: Uğur Kaymaz2004 yılında 12 yaşındaydı. Yaşasaydı 20 olacaktı!Evinin önünde babasıyla birlikte,polisler tarafından terörist diye taranarak katledildi.12 yaşında, 13 kurşunla öldürüldü.Faili polisler, mahkemede tahliye edildi.Dönemin valisi “polisler görevini yaptı” dedi.

boskonusankadin:

Çocuk: Ogün Samast
Hrant Dink’in katili.
Mahkemede 18 yaşından küçük gösterildi.
Sadece 10 yıl içerde kalacak.

Adam: Erdal Eren
17 yaşındaydı.
1980 darbesinde tutuklandı.
İdamla yargılandı.
Yaşı büyütülüp idam edildi.
Kenan Evren “asmayalım da besleyelim mi” dedi.


Terörist: Uğur Kaymaz
2004 yılında 12 yaşındaydı. Yaşasaydı 20 olacaktı!
Evinin önünde babasıyla birlikte,
polisler tarafından terörist diye taranarak katledildi.
12 yaşında, 13 kurşunla öldürüldü.
Faili polisler, mahkemede tahliye edildi.
Dönemin valisi “polisler görevini yaptı” dedi.

İNTİHAR

Yine kendi içinde savaşlar veriyordu yunus bir türlü susturamadığı yüreği ve gururu yunusu aylardır yormuştu kimi geceler yanındaki kadının yokluğunu fahişelerle doldursa da o yatak hiç ısınmamıştı.Yunus o kadının tenini hiçbir kadında bulamamıştı ne yapsa da.

Kadınların o boşluğu dolduramayacağını anladığı gecelerde sadece sarhoş olmaya çalışmıştı yetmediğinde onu unuttura bilecek her şeyi denemişti.ne yapsa da susturamayacağını anlamıştı içindeki sesi içindeki ses en derinlerinden geliyordu yüreğinden kalbinden.

Daha fazla dayanamadı yunus sıcacık yatağından bir anda kalktı ve çıplak ayaklarını taş zemine koydu içi ürperdi birkaç saniyeliğine hızlıca giyindi ve hızla çıktı tek odalık evinden.

Yıllardır yaşadığı mahallenin sokaklarını terk etti önce hızlı adımlarla sonra bu şehri belkide bu ülkeyi terk etmeliyim diye geçirdi içinden birkaç saniyeliğine hemen vaz geçti bu fikirden.Nereye yürüyeceğini bilmese de ayakları gidiyordu işte elinde bir sigara ile gecenin karanlığına karıştı yunus içindeki sesleri bir türlü susturamıyor oluşuna kızdı.

O yolda 6 yıl geriye gitti yunus melikeyi ilk gördüğü güne deli gibi aşık olduğu 6 yılını verdiği kadını gördüğü ilk güne.yeşil gözleriyle yunusa baktığı ilk ana hayatının en masum gülüşünü gördüğü o yıllara döndü yunus.

Melike yunus için bir kurtarıcıydı o yıllarda o dünyaya gelmiş bir melekti yunus için.katillerden,tecavüzcülerden,fahişelerden habersiz bu dünyada bulunan yeni doğmuş bir çocuktu yunus için melike.

İlk anda onu ölene kadar sevebileceğini anlamıştı yunus onun hayatının son kadını olduğunu anlamıştı.

2 bira ile çıktı girdiği tekelden parkın en karanlık ve sessiz köşesine oturdu yanında melike varmışçasına açtı iki birayı da birini ona diğerini kendine almıştı eski günlerdeki gibi melikenin kendini en mutlu hissettiği banka oturdu.

Gözleri doldu melikenin yokluğunu fark ettiğinde dudakları titredi elleri uyuştu kalbi dondu kaldı.

Bildiği tüm duaları etti yunus o gece o bankta ateist olsa da son bir hak verdi kendince Tanrıya.

Eğer ölmezsem bu gece tanrı vardır eğer ölürsem …… diye düğümlendi boğazında cümleler.

Tek bira yetmişti sarhoş olmasına tek bira çıkarmıştı içindeki ayakta dimdik durmaktan yorulmuş yunusu bir mesaj yazdı titreyen elleriyle son kez melikeye

‘’mutlu olduğumuz yerdeyim bu gece son kez ‘’ dedi.

Ardından cebindeki hapları arka arkaya doldurdu ağzına biranında yardımıyla yutkundu hepsini.

Uyku ilacıydı bunlar bir öküzü 2 dk da uyutabilirdi bu doz ama aradan 30 dk geçmiş olmasına rağmen yunus uyumamıştı sadece ağlamıştı bilinçsizce titremişti tüm vücudu atmak istemişti son kez melikeyi.

Gözlerini açtığında yunus bir hastanenin yoğun bakım servisindeydi midesi yıkanmıştı birkaç dakikayla kurtulmuştu ölümden.yorgundu bitkindi intiharın yorgunluğu değil içindeki melikenin ölüşündendi bu yorgunluk bitkinlik.

Gözlerini tekrar kapattı belki günler belk ide saatler sonra tekrar açtığında elini tutan bir el vardı tanıdık olduğu bir el ve aşık olduğu gözler karşısında melike duruyordu o ilk günkü tebessümüyle.

Yunus o gece ölmedi,yunus o gece aşkını kanıtladı,yunus o gece hayatın her kadından önemli olduğunu anladı.

Ayrılığa doğru bir yürüyüştü

Ayrılığa doğru bir yürüyüştü kemal ve mervenin yürüyüşleri buluştular otobüs durağında ve şimdi sessizce bir kafeye gidip ayrılacaklardı ayan beyan ortadaydı bu ikiside sessizdi ikiside durgun.

İlk öpüşmeleri geldi kemalin aklına sahil yolunda sıkıca sarılışları,mervenin abisi öldüğünde onun göz yaşlarını silişleri onu tekrar hayata bağlayışı geldi birlikte oldukları 2 yıl çok şey kazandırmıştı ikisine de sevmeyi,ağlamayı,aşık olmayı,birine ait olmayı bir birlerinden öğrenmişlerdi bu kısacık geçen 2 yılda.

İkisi de belli etmeden bir birlerini süzüyor içlerinde kopan fırtınayı tahmin etmeye çalışıyorlardı. Birkaç cm ötesinde duran ellere baktı kemal ilk kez yan yana yürüdüklerinde tutmuyordu mervenin ellerini.

Az ötede bir kafeye oturdular en sonunda merve konuştu kemal dinledi merve konuştu kemal önündeki küllüğü sigarasının izmaritleriyle doldurdu merve konuştu kemal içine kapandı nedensiz ayrılışlarına bir türlü anlam veremiyordu mervenin sıkıldım cümlesinden sonraki kalkışını izledi uzun uzun kendine değil bir başkasına gidişini seyretti.

Uzun bir yürüyüşe çıktı kemal bilinmeze doğru ayakları nereye götürürse oraya gitti.en sonunda kendini deniz ve yeşilin birleştiği bir bankta sayıklarken buldu.hala anlam verememişti bu nedensiz terk edişe.

Neydi ayrı kalmalarına sebep diye düşündü.belkide gülüşünü sevmemişti merve kemalin ,yada tenini,kokusunu.Olmamıştı belkide sinmemişti mervenin teni kemale.

Ama kemalin dudaklarındaydı mervenin tadı kulaklarındaydı sesi ve en önemlisi burnundaydı hala kokusu.

O bankta yıllar geçirdi kemal o kafede bir ömrü bitirdi bilinmeze gittiği yolda bir ömür tüketti kemal yine de ayaktaydı yinede ölmemişti işte ,  senin için ölürüm dediği kadının terk edişine rağmen.

Şimdi merve bir başka erkeğin ellerinde kemalse yalnızlığı ile baş başaydı.